Gündem Haberleri

ÖMER MEYDAN ÖRNEK OLDU

ÖMER MEYDAN ÖRNEK OLDU

İzmir Narko-Terör Çalıştayına Düzce Valiliğinin izni katılan Düzceli Vaiz Ömer Meydan, İzmir’de gerçekleştirilen madde bağımlılığı konusunda ki çalışmalar ve Düzce’de ki çalışmaları karşılaştırdı. Meydan “Düzce olarak bizleri, madde bağımlılığı ile mücadele konusunda İzmir’den iki yıl ileride görmek beni memnun etti” dedi.

Düzceli Vaiz Ömer Meydan İzmir’de katıldığı İzmir Narko-Terör Çalıştayını değerlendirdi. Düzce’nin bu konuda İzmir’den 2 yıl önde olduğunu ifade eden Meydan “Çalıştayda gördüm ki İzmir, bizim iki yıl önce konuştuğumuz konulara daha yeni başlamış. Ben Düzce’deki toplantılarda, çalışmaların yeterli olmadığını söylediğim zaman bana çok karamsarsın diyorlardı. İzmir’e gidince gördüm ki arkadaşlarım haklıymış. Ben çok karamsarmışım, biz Düzce olarak İzmir’den iki yıl öndeyiz” dedi.

İzmir’de katıldığı Narko-Terör Çalıştayı ve Düzce’de ki madde bağımlılığı ile mücadele konusunda ki çalışmaları değerlendirdiğimiz Ömer Meydan, önemli olanın gençlerin madde bağımlısı olmadan önce onlara ulaşmak olduğunu söyledi. Dini yönden çalışmalarda başarılı olunduğunu ancak bunun sadece dini yönü ile alakalı olmadığını belirten Meydan “Dini yöntemler çocukları zararlı maddelerden uzaklaştırmanın sadece bir yönü. Bunun dışında spor da çok önemli. Aile içi durumlar ve arkadaş çevresi de büyük önem oluşturuyor” dedi.

“İzmir’e gidince gördük ki biz İzmir’den iki yıl öndeyiz”

İzmir’e bizim çalışmalarımıza bir şey katabilirmiyiz diye gittik. Ege Üniversitesinin yapmış olduğu, akademisyenlerin katılmış olduğu madde bağımlılığı ile ilgili önleyici çalışmalarla alakalı bir çalıştay yapıldı. Civar illerden de katılanlar oldu. Ama daha çok İzmir’in sorunlarının konuşulduğu bir programdı. Fakat bizim Düzce’de ki yapmış olduğumuz projelerimiz, çalışmalarımız da duyulduğu için örnek birkaç proje göstermek istemişler. Antalya vardı, Düzce vardı ve İstanbul vardı. Bu üç proje örnek alınmış ve bizi davet etmişlerdi. Valimizde bizi gönderdi. Hem madde bağımlılığı hem de roman kardeşlerimiz ile alakalı. Ben daha önce Düzce’de ki madde bağımlılığı konusunda hem alt komisyonda hem de üst komisyona katılıyordum. Alt komisyonda biz kurum amirleri ile yetkili arkadaşlar ile tartıştık. Ben komisyonda biraz karamsar tablo çiziyordum. Bizim aslında çok bir mesafe kat edemediğimizi, daha farklı bir sisteme falan geçmemiz gerektiğini söylerken arkadaşlarımız diyordu, hocam çok karamsarsın diye. İzmir’i görünce anladım ki gerçekten ben karamsarmışım. Biz gördük ki İzmir bizim iki yıl önceki durumumuzda. Bizim iki yıl önceki kurumlar arası koordinasyon çalışması, o tartışmalar içerisindeler. Biz İzmir’den iki yıl önde olduğumuzu görünce rahatladım. Orada sunumumuzu yaptık, çalışmalarımızı anlattık, kurumlar arası koordineyi gösterdik. Romanlar ile alakalı çalışmalarımızı gösterdik. Özellikle ben hem bir STK olarak hem de bir memur olarak, kurum olarak müftülük olarak bu işin nasıl yapılabileceğini orada sunum olarak gösterdim. Çok beğendiler. Zaten ulusal medya da yer buldu. Bakanlıktan geçen bir proje olması nedeni ile çok beğenildi.

İzmir’de kurullar daha bir araya gelememişler. Mesela hiç STK yoktu. Bir tane bir cemaate bağlı STK gelmiş oda kendi usullerine göre bir şey yapmaya çalışıyor ama çok fazla bir şey yapamaz.

“Emniyetin başarısı, diğer kurumların başarısızlığı demek”

Bana göre yanlış bir düşünce var. İzmir’de ki toplantıda da bütün kurumlar emniyeti suçluyorlar. Emniyet verilerini verdi, geçen yıla göre veriler iki kat daha fazla. Ben burada bir soru sordum bu bir başarımıdır yoksa başarısızlık mıdır? Oradaki insanlar başarı zannettiler ama aslında başarısızlıktır. Emniyetin başarısı olarak gözükebilir. Emniyet görevini yapıyor sonuçta. Ama emniyetin başarı ise diğer kurumların çok başarısız, hiçbir şey yapmıyorlar o zaman. Bunun tam tersi olması lazım. Halk sağlığındna, aile sağlıkta, spor il müdürlüğünden, milli eğitim müdürlüğünden, müftülüklerden hepsini dahil çok iyi çalışmış olsalardı bu veriler tam tersine inmiş olacaktı. Emniyetin müdahale ettiği olay iki katına çıkmamış, aksine yarıya inmiş olacaktı. Emniyetin bu başarısı diğer kurumların başarısız olduğunu, hiçbir şey yapmadığını gösterir.

Bu sadece bizim sorunumuz değil, küresel bir sorun

Bu işin dini boyutunu anlattık. Madde bağımlılığı ile alakalı çok büyük sıkıntılar var. Bu küresel bir sorun. Sadece bizim sorunumuz değil, Düzce’nin sorunu değil, Dünya’nın sorunu. Dünya şu anda önlemekten daha ziyade, yeni başlamaları nasıl önlerizin peşinde. Biliyorsunuz birçok Avrupa ülkesinde bunun içilmesine bile belli zamanlarda müsaade ediliyor. Bu iş gerçekten aştı gitti. Bizde buna çok alışkın bir ülke değiliz. Alt yapımız hazır değil. Cumhurbaşkanından alt kademeye kadar herkes ciddi bir çalışma içerisindeler ama bizim çok ciddi bir alt yapımız yok. Çünkü bu eski bir olay değil. Son yıllarda patlayıp giden bir mesele.

 

“Memur zihniyeti anlayışı ile olmaz düşüncesi yanlış”

Bu normal bir klinik vakıa değil. Hastaneye gittiğiniz zaman çözülecek bir şey değil. Bu beyinle başlayıp bağımlı olduktan sonra bağımlı olan kişinin trekrar hayata döndürülmesi için çok ciddi kademeler var. Birinciyi başarıyorsunuz ama ikinciyi başaramıyorsunuz. Tekrar geri dönüyorsunuz.

Bu konuda rehabilitasyon merkezleri şart. Anatem’ler şart. Türkiye’de yeterince yok. Biz o yüzden ısrarla bir rehabilitasyon merkezi olsun istedik. Vali Bey onun müjdesini verdi Düzce’de.

Tüm bunlar ile alakalı biz İzmir’de bir sunum yaptık. Çok beğenildi. Beğenilmesinde ki en büyük özellik hem bir STK olarak bu işi yapmamız hem de bir kurum adına, müftülük adına bir vaiz olarak bu işi yapmamız. Çünkü orada ki tartışmalardan çoğu şuydu. Memur zihniyeti il bu iş olmaz. Israrla buna vurgu yapılıyordu. Orada biz devreye girdik. Hayır, memur zihniyetinden kastınız saat derseniz evet memurun bir saati var ama o saatin dışına çıkabilir. İşte bunun örneğini gösterdik.

“Din çözüm değil ama çözümün bir parçası”

Dini boyutun bu işte ne kadar önemli olduğunu göstermeye çalıştık ama bunun tek başına yetersiz olduğunu da anlatmaya çalıştık. Din ile bu işi aşamazsınız ama çözümün bir parçasıdır ahlaki olarak. Bunun en güzel örneği de biziz. Biz bunu dini olarak başlattık, Pazartesi ve Perşembe sohbetleri ile. Çocukları sıkmamak için bu işi yapmaya başladık ama baktık olmuyor.

“Spor’da çocuklar için çok önemli”

O yüzden bu noktada spor devreye girdi. Aziziyespor’u devreye soktuk. Çocukları spora yönlendirdik. Bu aslında herkesin yapması gereken bir şey.

Bizim dini rehabilitasyon dediğimiz kısım çok önemlidir ama yeterli değildir. Bunun altını çizmek lazım. Bağımlı olan kişi, bağımlı olmadan mutlaka elinden tutmak lazım. Çünkü bağımlı olduktan sonra kolay kolay döndüremiyorsunuz. Beyinde bir hastalık oluyor. Bırakıp da bir yıl sonra tekrar başlayan çocuklarımız var. Çok ciddi masraflardan sonra dönüyorlar. Bir bağımlının devlete maliyeti 5 bin TL. Bir aylık maliyeti bu, doktoru, hemşiresi, bakımı hepsi özel. Bu devlete çok ciddi bir yüktür. O zaman ben dedim ki biz bu 5 bin TL’yi devletin çocuğa harcayacağına başlamadan önlememiz lazım. Bu nasıl önlenir. Bir dernek kuracaksınız. Çocuk derneğe gelecek, çay içecek. Maçlarını orada seslenecek. Çocuk kendisinin insan yerine konulduğunu hissedecek. Bu çok önemli bir şey. Bende bu işin peşine düştüm ve şu anda da çalışmalarımız o yönde. Çocuklar ile spor yapıyoruz. Bir araya geliyoruz.

Mesela geçen hafta Bolu’da bir program vardı. Gençlik merkezleri gençleri alıyor kampa getiriyor. Bizde davet edildik. Ben Aydınpınar’da ki hocamızı aradım. Orada ki arkadaşlarımız 15 çocuğumuzu oraya gönderdik. Güreş milli takımımızda oradaymış. Onlarla tanıştılar çok güzel oldu.

Kendi aramızda müsabakalar yapıyoruz. Halı saha maçları için özellikle gençlik merkezini kullanıyoruz. Arkadaşlarımıza okullara gidip belli yaştaki çocuklara zararlı maddeler ile ilgili 15-20 dakikalık dersler vermelerini istiyoruz. Çocuklar ile beraber pikniklere gittik, onlarla beraber vakit geçirdik.

Şimdi tekrar gezi yapmayı istiyoruz. Çocuklar gezsinler, farklı yerleri görsünler. Tabi hepsi madde bağımlısı çocuklardan değil. Bir çocuğa sen bağımlısın sen gel, sen değilsin gelme deme şansımız yok. Çocuğa zaten bağımlı olduğunu hissettirmemeye çalışıyoruz. Biz mümkün mertebe bu konuyu çok fazla konuşmak istemiyoruz. Madde bağımlısı olsa bile bunun kabullenmiyor çocuk. Bırakamamasının asıl sebebi de bu. Anatemlere, psikologlara göndermek için çok zorluk çekiyoruz. Çünkü oralara giden insanların resmi kayıt altına alındığını zannediyorlar ve bir resmi işlem korkusu başlıyor. Arkadaşları tarafından oralar bir deli hastanesi olarak lanse edildiği için çocuk bunu kendisine yakıştıramıyor.

“İmamlar mahalleyi bilecek, çocuklara sahip çıkacak”

Ben aynı zamanda Diyanet İşleri Başkanlığının Düzce il Koordinatörü oldum. İl koordinatörlüğümüz altında 10 mahalleyi tespit etmiştik. Kullanımın çok olduğu mahalleler. Biz buradaki imam arkadaşlarımız ile çalışıyoruz. Bu arkadaşlarımız ile birlikte ayda bir toplanıyoruz. Mahallede ki bağımlı olan meyilli olan ki imamlar mahalleyi bilir, bilmesi lazım. Öğretmeni çok fazla katamıyorum, sabahtan akşama kadar ders veriyor, yorgunluğunu bahane etse de ama bir din görevlisi sokakta olması lazım düşüncesindeyim ben. Mahallesini bilecek, not tutacak. O mahallede duruyor ise o mahallede olan biteni bilmek zorunda. Bu mahallelerde ki arkadaşlarımız ile bağlantı kuruyoruz. Bu arkadaşlarımıza özellikle gençler ile madde kullanan ya da kullanmayan fark etmez ilgilenmelerini istiyoruz, camiye yönlendirmelerini istiyoruz.

Yeni proje “Sen olmazsan olmaz”

Öncelikle “Tut elimden” projesi vardı. Onu bitirdik şimdi “Sen olmazsan olmaz” adlı başka bir projemiz var. Bu proje çok güzel bir proje olacak. Bunlarda daha çok piknik olacak. Sosyolog ve psikologlar ile birlikte olacak. Tabi ki benim olmazsa olmazım spor olacak.

“Aile çok önemli”

Bulaşmadan, çocuk bağımlı olmadan önleyici tedbirler alınmak zorunda. Ailenin bilinçlenmesi çok önemli. Bu ailede başlar. Ailede sigara kullanan varsa çocuğa sigaranın zararını anlatamazsınız. Çocuğun birine sordum oğlum bunu nerde buldun diye. Babamın zulasını patlattım dedi.

Şimdi bu konuda bir çalışmamız var. Önleyici tedbirler. Bağımlı olan çocukla uğraşmak çok zor. Çok ciddi zaman harcıyorsunuz, para harcıyorsunuz ama mesafe alamıyorsunuz. Biz 3 çocuğu umreye gönderdik. İkisi toparladı, çalışmaya başladı. Diğeri 5-6 ay sonra tekrar başladı. Çocukların geri dönme ihtimali yüksek ama bir çocuğun tamamen bırakması için önemli bazı şartlar var. İyi bir rehabilitasyondan geçecek. İyi bir aile desteğine ihtiyacı var. Geri dönüşüm çok önemli, çocuk geri geldiği zaman arkadaş ortamını değiştirmesi lazım. Mutlaka ve mutlaka çocuğa iş imkanı sağlanması gerekir. Bunların hiç biri yok.

Çocuğun biri bıraktı, tekrar başladı. Niye başladın oğlum dedim. Ne yapayım hocam dedi. Dışarı çıkıyorum arkadaşlar içiyor, eve gidiyorum, babamla sohbet edeyim, en fazla iki kelime sonra tartışma başlıyor. Önleyici tedbirlere alsından buradan başlanmalı. Mutlaka spora ağırlık verilmeli. Süper Amtörden, alt liglere kadar, U takımlarına büyük önem verilmeli, destek verilmeli, gençler spora yönelmeli. O çocuklara eşofman verilmeli, krampon verilmeli. Bunlar küçük ama önemli şeyler.

Şu anda alkol, sigara, uyuşturucu kullanım yaşı 11-12 ye düştü.

Bir can, bir hayat, bir Dünya demek

Felsefemiz belli. Bir can, bir hayat, bir Dünya demek. Deniz yıldızı hikayesini hepimiz biliyoruz. Milyonlarca deniz yıldızının karaya vurduğu sahilden geçen bir adam, bir genci görür. Genç alıyor deniz yıldızlarını denize atıyor. Adam diyor ki oğlum burada milyonlarca var, sen yapabilirsin ki, ne değişecek, ne fark edecek diyor. Çocuk bir tane daha alıyor, denize atıyor ve Milyonları bilmem ama bunun için çok şey fark etti diyor. Bu harika bir hikâyedir. Birde bir ayeti kerime vardır. Kim bir canı kurtarırsa, bütün insanlığı kurtarmış gibidir.

Başarıya odaklı çalışma yaparsanız, başarısızlık gibi durumda motivasyonunuz düşer. Biz başarı odaklı bir çalışma yapmadık. Biz elimizden geleni yapıyoruz, çalışmak bizden, takdir Allah’tan.

Bizim Düzce’deki çalışmalarımızın Türkiye’nin birçok şehrinde örnek gösteriliyor olması da çok güzel. 


commentFacebook Yorumları

mode_editSen de Düşüncelerini Paylaş!


comment Sen de Düşüncelerini Paylaş!

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzceparantez.com sorumlu tutulamaz.

menu
menu