Düzce Parantez Köşe Yazarları
Fevzi ER
Fevzi ER

fevzier@dogruakademikdanismanlik.com

DIŞ BORÇ AÇISINDAN EKONOMİMİZ

2002 yılında dış borcumuz 129 milyar dolar iken bu gün dış borcumuz 416,7 milyar dolara ulaşmıştır. 2016 yılı büyüme oranı 2,9 hormonlu büyüme. Büyümede Suriyelilerin katkısı oldu. Büyüdük, ancak halk fakirleşti. GSYH 2016 yılında TL bazında %10,8 artarak 2 trilyon 590 milyar TL oldu. Ancak dolar bazında 861,4 milyar dolar’ dan 856,7 milyar dolara geriledi. Merkez Bankası’nın açıklamalarına göre Mart sonu itibarıyla, özel sektörün dış borcu 203,9 milyar dolar,  ticari krediler hariç kısa vadeli kredi borçları da 15,1 milyar dolar’dır. 2017 Mart sonu itibarıyla, 203,9 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 52’sini finansal kuruluşlar, yüzde 48’ini de finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturuyor. Aynı dönemde, 15,1 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 82,9’unu finansal kuruluşlar, yüzde 17,1’ini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturuyor. Özel sektörün 2017 Mart sonu itibarıyla bir yıl içinde toplam 65,7 milyar dolar tutarında anapara geri ödemeleri bulunuyor.

Net dış borç 254 milyar dolardır. Özel sektörün dış borcu da 293,7 milyar dolardır. Dış borcun Milli gelire oranı %47 Net dış borcun milli gelire oranı ise %30. Hazine garantili dış borç ise, 12,5 milyar dolar. 3 yılda 1.305 dolar yoksullaştık. 2014’de 12 bin 112 dolar olan kişi başı gelir, 10 bin 807 dolara geriledi. Burada en önemli etken hukuk ve demokrasinin Avrupa Standartlarına uygun gelişememesidir. Çünkü yatırım ve büyümenin güvencesi demokrasidir. Ekonomik reformların yapılamaması aşağıdaki sonuçların oluşmasına neden oldu.

-Büyüme geriledi, ihracat 15,1 milyar dolar, turizm 11 milyar dolar azaldı.

-Kişi başı gelir 12 bin 112 dolardan 10 bin 807 dolara düştü. Her vatandaş 1305 dolar fakirleşti.

-İşsiz sayısı  %11,84, 3,7 milyon işsiz var.

-Enflasyon %12’ye dayandı.

-Borç milli geliri aştı. Şirketlerin borcu yükseldi. Son 2 yılda kaynağı belli olmayan 21,4 milyar dolar para ekonomiye girdi.

Yukarıdaki açıklamalar ekonomimiz hakkında şu hususları ortaya koymaktadır.

*Belirsizlikler ekonomiyi yormuş ve yormaya devam etmektedir. Türkiye’nin yeni ekonomik programa odaklanması gerekiyor. Çünkü ekonomik açıdan en büyük tehlike bekleyiş ve belirsizliklerdir.

*İş dünyasının referandum sonrası işlerine devam edebilmeleri için önlerinde başka bir tarih ve gündem olmamalıdır.

*2017 yılı başından itibaren ekonomide alınan tedbirler piyasaya olumlu etki yapamadı. Bu nedenle iş dünyası, alacakları yatırım kararlarında ne olacak sorusunda rahatlamaları gerekiyor.

*Siyasi uzlaşmazlık Türkiye’nin en büyük eksiğidir. Bu durum uluslararası ekonomik ilişkilerde çok ciddi imaj sorunu yaratmaktadır. Bu nedenle Türkiye dış ticarette talep yaratamıyor.

*Krediyi arttırmak yerine yavaşlatmak gerekiyor. Bu yönde kredi büyümesi ile cari açık arasındaki ilişkiye dikkat etmek gerekmektedir.

*Referandumdan sonra siyasi ve jeopolitik risklerin yarattığı belirsizlikler nedeniyle büyüme yavaşlama sürecine girmiş, işsizlik artmış ve kredi ihtiyacı büyümüştür.

Cari açıkta tahminler milli gelir oranı ile yapılır. Cari açık son yıllarda azalma eğiliminde olmasına karşın 2017 yılında ekonomideki olumsuz gelişmelerle cari açık yeniden artmaya başladı ve bu yıl cari açığın %5 olması bekleniyor. Krediler büyümeye devam eder, üretime dayalı ihracat artmaz ise cari açığın % 6 olma olasılığı vardır. Ekonomi yönetimi bu oranı % 4’e indirme gayretindedir. Ancak beklentiler yükselme olacağı yönündedir. Türkiye’nin 2017 ihracat hedefi 153,4 milyar dolar, ithalat hedefi ise 214 milyar dolardır. İhracat ve ithalatta bu sonuçlara ulaşmak için ekonomide toparlanmak gerekiyor. Ekonomi yavaş büyümeye devam ederse bu rakamlara ulaşmak olanaksızdır.

Türkiye büyüme hedeflerini gerçekleştirmek için başta tasarruf sorunu olmak üzere diğer yapısal sorunlarını çözmek zorundadır. Çünkü Türkiye’nin büyümesi için dış kaynaklara ihtiyacı var ve bu yönde ithal girdi bağımlı sorunu yaşamaktadır. Ayrıca ekonomik ve siyasal istikrarsızlık ekonominin toparlanmasını engellemekte ve dış kaynak ihtiyacını artırmaktadır. Son yıllarda dış kaynak kullanımı özellikle özel sektör için önemli finansman yöntemi olmuş ve risk oluşturma noktasına gelmiştir. Ülkemizde uygulanan ekonomik politikalar, kaynak yetersizliği ve döviz ihtiyacı gibi nedenlerle daha fazla dış kaynaklara yönelen özel sektörün ekonomide daha fazla risk oluşturmaması için dış kaynaklarını ölçülü, etkin ve verimli kullanması gerekmektedir.


commentFacebook Yorumları

mode_editSen de Düşüncelerini Paylaş!


comment Sen de Düşüncelerini Paylaş!

Bu köşe yazısına henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzceparantez.com sorumlu tutulamaz.

menu
menu