Yaşam Haberleri

BASIN HER ZAMAN HALKTAN YANA OLMALIDIR

BASIN HER ZAMAN HALKTAN YANA OLMALIDIR

Geçtiğimiz günlerde yazılı bir basın açıklaması yayınlayan Düzce Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu,  Bir süredir Öncü Medya Grubunun yaptığı haberlerin  kamuoyunda rahatsızlığa sebep olduğunu belirterek, grubun yöneticilerini  meslek ilke ve ahlakına uygun hareket etmeye çağırmıştı.
Cemiyetin yaptığı çağrıda ayrıca; “Öncü Medya Grubu’nda yayınlanan asparagas haberlerin, şantaj, iftira, tehdit ve hakaret içerikli yayınların hem basın camiasında, hem kamuoyunda tasvip edilmediği” belirtilerek,  medya grubunun şantaj ve hakaret içerikli yayınlarına son verilmesi istendi.
Cemiyetin yaptığı çağrı bizlere bir kez daha gazeteciliğin ne olması gerektiğini n altını çizdi.
Peki nedir gazetecilik? 
İletişim Özgürlüğü, ülkemizde insanca yaşamanın ve demokratik sistemin en temel koşullarından biridir. İletişim özgürlüğünün çıkış noktası da halkın gerçekleri öğrenme hakkıdır. 
Basının, iletişim özgürlüğünü halktan, hukuktan, adaletten, demokrasiden yana kullanması için bazı ilkeleri vardır. Bu ilkeler genel olarak şöyle sıralanabilir: 
Yayınlarda hiç kimse; ırkı, cinsiyeti, yaşı, sağlığı, bedensel özrü, sosyal düzeyi ve dini inançları nedeniyle kınanamaz, aşağılanamaz.
Düşünce, vicdan ve ifade özgürlüğünü sınırlayıcı; genel ahlak anlayışını, din duygularını, aile kurumunun temel dayanaklarını sarsıcı yayın yapılamaz.
Kamusal bir görev olan gazetecilik ahlaka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet edilemez. Gazeteci halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkını gözetir.
Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.
Kişilerin özel yaşamı, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında, yayın konusu olamaz.
Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.
Saklı kalması kaydıyla verilen bilgiler, kamu yararı gerektirmedikçe yayınlanamaz.
Bir basın organının dağıtım süreci tamamlanmadan o basın organının özel çabalarla gerçekleştirdiği ürün, bir başka basın organı tarafından kendi ürünüymüş gibi kamuoyuna sunulamaz. Yayınlarda intihale başvurulamaz.
Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse “suçlu” ilan edilemez.
Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez.
Gazeteci, kaynaklarının gizliliğini korur. Kaynağın kamuoyunu kişisel, siyasal ekonomik vb. nedenlerle yanıltmayı amaçladığı haller bunun dışındadır.
Gazeteci görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır.
Gazeteci, şiddet, nefret, zorbalık ve ayrımcılığı özendirici, insani değerleri incitici yayın yapamaz.
İlan ve reklam niteliğindeki yayınların bu nitelikleri, tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirtilir.
Yayın tarihi için konan zaman kaydına saygı gösterilir.
Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.
Günümüzün şişirilmiş bireycilik dünyasında, hele imkânları geniş, güçlü yayın organlarında çalışan, egemenlerle, karar vericilerle temas edebilen gazeteciler çoğu kez basın meslek ilkeleri dışına çıkar. 
Gazeteci, çıkar ilişkileri, siyasî tarafgirlik, hattâ takım taraftarlığı gibi sebeplerle de türlü yanlış iş yapabilir. 
Bu yüzden gazeteciyi denetleyecek gazetecilik kurallarına, sık sık içi boş bir şık ambalaj sûretinde ortaya sürülen “basın ahlâkı”, “gazetecilik etiği” gibi meslekî ilkelere sahiden ihtiyaç var. Mesleğe meşruiyetini verecek olan, gazetecilik ahlâkıdır.
Haksızlığa uğramışların, mağdurları sesi olma duygusu, mütemadiyen haksızlığa uğrayarak, mağdur olarak pekişti, hırçınlığa yolaçtı. Sertlik ve adaletsizlikle dolu sürecin sonucu olarak, hak-hukuk kavramı muhalif basında da fazla gelişemedi, “sorumluluk”, hakikate karşı sorumluluk olarak değil, herkesin kendi “dava”sına karşı sorumluluk olarak anlaşıldı.
 “Sorumluluk” kavramı üzerine çok konuşulabilir. Çünkü ne yazık ki bu kavram ışığında gazetecilik faaliyeti yürütmeye çalışırken, baştan bir defa belirleyip sonra da uyarak işi sürdürebileceğimiz sabit ilke ve kurallar az. Hemen her durumda yeni tercih ve seçimlerle karşı karşıya kalınıyor. Bir afeti insanları panik içinde sokaklara dökmeden, ama doğru dürüst önlem alınsın diye yetkilileri de zorlayacak şekilde nasıl haberleştireceğiniz de ciddî mevzudur,
Gazetecilik şuursuzluk ve sorumsuzluk kaldıracak meslek değil. Ama o şuuru muktedirlerden, siyasetçiler veya devlet yetkililerinden alacak da değil.


commentFacebook Yorumları

mode_editSen de Düşüncelerini Paylaş!


comment Sen de Düşüncelerini Paylaş!

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzceparantez.com sorumlu tutulamaz.

menu
menu