Düzce Parantez Köşe Yazarları
Hamdi GÜNER
Hamdi GÜNER

mhamdiguner@hotmail.com

MUKABELE CÜZLERİNDEN İLKELER 30

                 Naziat suresi 45.ayetinde Yüce Allah: ”Sen ancak kıyametten haşyet edeni (rahmet umarak korkanı) uyarıcısın” öğretisiyle ‘kıyametin kopacağına ve sonra da hesap verip cehennem korkusu olmakla birlikte cennete gireceğini ümit edenlerin uyarılabileceği’ ilkesini önümüze koymuş bulunuyor. Bu ilke’nin icabı olarak insanları önce kıyamete, cennet ve cehenneme inandırmak gerekiyor.

                Abese suresi 1 den 10’a kadar geçen ayetlerde ‘yüzde yüz hayırlı bir sonuç alınmayacaksa tebliğ görevini bırakıp bilgi edinmek isteyenlere yönelmek’ başka bir ifadeyle öğrenmek isteyenleri ihmal etmemek bir ilke olarak ortaya konulmuştur.

                Mutaffifin suresi 1 den 6.ayete kadar “eksik tartanların vay haline, onlar kile ile ölçtüklerinden kendilerine yontarlar, karşılıklı ölçülerinde ve tartılarında da eksik yaparlar” ifadeleriyle ölçü ve tartıda eksiklik yapıp kaksızlık edenler tehdit edilerek “ölçü ve tartıda adalet” ilkesine gönderme yapılmıştır.

                A’la suresi 1 den 5.ayete kadar Yüce Rabbimiz: “Yaratan ve (yarattığını) düzgün yapan; ölçülü yaratıp (yarattığına) kılavuz olan, otlağı çıkaran ve sonra onu çürümüş kapkara yapan (Petrole işarettir), yüce Rabbinin adını tesbih eyle” gerekçeli emriyle ‘Allah’ı tesbih edip onun kusursuz ve zulümsüz olduğunu ilan’ ilkesi tekrar edilmiştir.

                Yine A’la suresinin 9, 10 ve 11.ayetlerinde: “Öğüt vermek yararsa öğüt ver; sevgiyle karışık bir korkuya sahip olanlar öğüt alacaklardır; öğütten çok bedbaht (çirkin talihli) olanlar yan çizer” emir ve öğretileriyle ‘vaaz verme (öğüt verme)’ ilkesi tekrar edilmiş ve bu konuda ümitli olma ilkesi getirilmiştir.

                Ğaşiye suresi 21 ve 22. ayetlerinde de “Sen öğüt ver; sen ancak öğüt vericisin; onların üzerinde bir zorba değilsin” emir ve öğretisiyle ‘öğüt verme’ ilkesi yine tekrar edilmiş, (inanç konusunda) zorlama yapılmayacağı bildirilmiştir.

                Fecir suresi 27-30.ayetlerinde: “Ey kalbi tatmin edilen kişi (sen Rabbinden) razı, Rabbin de senden olarak rabbine dön; (Şeytanın kulları arasına değil) benim kullarımın arasına gir ve Cennetime gir” dikkat çekimi ve emirleriyle ‘Allah’ın kulları arasına girmek’ ilkesi ortaya konurken öğüt verileceklerin önce kalplerinin inanç ile doyurulması ilkesi tekrar edilmiştir.

                Leyl suresi 4.ayetinde Yüce Mevlamız: “Sizin çalışmalarınız ayrı ayrıdır” öğretisiyle ‘insanların kabiliyetlerinin değişik olduğu’ bildirilerek eğitimde ‘öğrencilere kabiliyetlerine göre ders verilmesi’ ilkesi ortaya çıkarılmıştır.

                Duha suresi 9, 10 ve 11. ayetlerinde: “Yetimi ezme, dilenciyi reddetme, Rabbine verdiği nimete karşılık şükret” emirleriyle ‘yetimlin korunması,  yoksulun geri çevrilmemesi ve Allah’a şükredilmesi ilkeleri artarda serpiştirilmiştir.

                ‘Elem Neşrah leke’ diye başlayan İnşirah suresi 7 ve8.ayetlerinde: “Bir işi bitirince hemen başka bir işe koyul (ama bu çalışmalarda) Rabbine (rabbinin kurallarına) rağbet eyle” emirleriyle ‘boş durmama’ ilkesiyle birlikte ‘tüm çalışmalarda ilahi kuralları dikkate almak’ ilkesini de önümüze konulmuştur.

                Alak suresi ilk dört ayetlerinde: “Yaratan Rabbinin adıyla oku, insanı sakızımsıdan yarattı; oku! Rabbin en çok ikram edendir,   O kalemle bildirendir.” Emir ve öğretileriyle okumayı bir ilke haline koyarken neyi okuyacağımızı belirtmeden O nun adıyla okumayı ilke haline getirerek zararlı ve yararsız şeyleri okumamızı engellerken ‘kalem kullanmanın öğrenme’ ilkelerinden olduğunu da ortaya koymaktadır.

                Asır suresi ise  Allah’ın kurduğu kainat düzeninin azırlardan beri bozulmadığına dikkat çekilerek ‘bunalımdan kurtulmak için iman, iyi icraat, hakkı ve sabrı tavsiye’ ilkeleri peş peşe getirilmiştir. Kevser suresinde de ‘Allah’ın bize birçok bağışı karşısında namaz kılmamız ve kurban kesmemiz’ ilkesi kendini gösteriyor.

                Kafirun suresi tüm ayetleriyle uyarılarımız dinlenmediği takdirde inkarcılara “sizin dininiz size bizim dinimiz bize” diyerek ‘kimseyi imana zorlamayın’ ilkesi elimize verilmiştir.

                Nasır suresinde ise ‘Başarıya ulaşınca Rabbini överek tesbih etme’ ilkesiyle başarının kendimize mal edilmemesi uyarısı yapılmakta, “Ona (Allah’a) istiğfar et” emriyle de zafer gecikmişse bizim hatamızdan olduğu düşüncesiyle ‘mağfiret isteme’ ilkesi getirilmiştir.

                İhlas-ı Şerifte ise ‘Allah’ın birliği’ ilkesi getirilirken “Allah-üs-Samed” ifadesiyle ‘her konuda Allah’a (onun kitabına) maracaat’ ilkesi önümüze konulmuş bulunmaktadır.

                Felak suresinde “İpliklere düğümler atıp tükürerek elektronlar yoluyla hasta yapanlara karşı Allah’a sığınma’ ilkesiyle birlikte çekemezlik yapanların şerrinden sığınma da” önemli bir ilke olarak önümüze konulmuştur.

                Nas suresinde ise ‘insanlardan ve cinlerden insanların kalbine vesvese (şüphe) düşürmeye çalışanların şerrinden Allah’a sığınma’ ilkesi getirilirken güzel dinimiz hakkında kafalara şüphe düşürmeye çalışanların olacağı uyarısı da yapılmış, bozuk niyetli televizyın ve gazetelere  karşı dikkatli olmamız istenmiştir.

İşti mukabele okuyan ve dinleyen herkesin bu ilkeleri dikkate alması gerekir; aksi halde sevap diye bir şey kazanılamaz. 


commentFacebook Yorumları

mode_editSen de Düşüncelerini Paylaş!


comment Sen de Düşüncelerini Paylaş!

Bu köşe yazısına henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzceparantez.com sorumlu tutulamaz.

menu
menu