Olgunluk içinde yaşayalım

Ramazan kırmak ve yakmak manasına gelmektedir. Bir ay boyunca sabahtan akşama kadar aç durmak “devamlı aç kalırsak halimiz nice olur” şuurunu vererek kibirlerimizi kırdığı gibi günahlarımıza da yakmıştır. Ayrıca orucun verdiği hararet damarlarımız içindeki kolesteroli de yakarak bedenimizdeki kanın daha kolay akışını sağlamıştır

Teravih ’in kılınışı esnasında okunan sure veya ayetlerin manası namaz içinde okunmalarının ulaştığı manalarla, Her iki veya dört rekatta bir verilen fasılalarda okunan salavatın manalarıyla şuurlarımızda bir gelişme oldu.

Okunan Fatiha elbette diğer namazlarda olduğu gibi teravihle bir ufuk daha açmıştır önümüze. Okunan sureler de elbette diğer namazlarda kazandırdığı olgunluktan ileri bir olgunluk kazandırmıştır bize. Misal olarak Fil suresini açıklarsak onun taravihe nasıl bir değer kazandırdığını ve bizim de değerli bir iş yaptığımızı görürüz.

Teravih namazı sonunda müezzinler genel olarak okudukları “Rabbena amenna bima enzelte vetteba’narresüle fektübna meaşşahidin” cümlesinde “Ey rabbimiz senin indirdiğine (Kur’an-ı kerime) inandık ve peygamberimize uyduk; bizi şahitlerden yaz” Yani biz Kur’an’a inanıp oradaki emrini yapmakla kalmadık, ayrıca peygamberimizin Ramazanda fazladan kıldığı Teravih namazını da kıldık. Öyleyse bizi şahitlerle (çevresini kontrol edenlerle ) beraber yaz; bizi vasat ümmet yaparak çevremizdeki insanları kontrol ederek yanlışlarına karşı onları uyaran, doğrularına karşı müjde veren emri-i maruf ve nehy-i münker yapanların listesine al” demiş oluyoruz ki bu deyiş bizi çevremize karşı daha faydalı hale getirmiştir. İşte bu teravihin bize kazandırdığı bir değerdir.

Her iki veya her dört rekattan sonra “ka’de” den (oturuştan) kalkmadan okunan salevat-ı şerefenin manası ayrı bir değer taşımaktadır. Genel olarak bu salevat-ı şerife “Ellahümme salli ala seyyidina muhammedininnebiyyilümmiyi ve ala alihi ve sahbihi ve sellim” şeklindedir. Manası: “Allahım bizim seyyidimiz (en büyüğümüz) ümmi Peygamber Muhammed’e ve onun ehline ve arkadaşlarına rahmet eyle ve selamet ver” demektir. Bu duayı aynı zamanda kendimiz için yapmış oluyoruz; çünkü peygamberimizin ehli (ailesi) arasına üçüncü dereceden tüm ümmetleri dahildir.

Teravihte getirilen salevat Araf suresi 157 veya 158. Ayetinden esinlenerek düzenlenmiştir. Bu ayette şöyle ifade edilmektedir: “Rahmetimi İncil ve Tevrat’ta yazılı buldukları ümmi nebi (peygamber) ve elçiye tabi olanlara yazarım ki, O ümmetlerine iyilikleri emreder, kötülükleri yasaklar; faydalı şeyleri helal, zararlı şeyleri haram (yasak) eder. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri (bağları) indirir; ona iman edip destekleyen, yardım edip onunla beraber gelen ışığa (Kur’an-kerime) uyanlar var ya! İşte onlar kurtulacaklardır”

Demek ki Müslümanlar Teravih namazları arasında salavat-ı ümmiye getirirken bir çağrışım olarak “iyilikleri emredip kötülükleri yasaklayan, faydalı şeyleri helal, zararlı şeyleri haram kılan, ağır yükleri ve esaret zincirlerini kaldıran” peygambere tabi olacaklarına söz vermiş olurlar. Öyleyse onlar da iyilikleri emir veya tavsiye edip kötülükleri engelleyecek, zararlı şeyleri yasaklayıp faydalı şeyleri serbest edecekler…

Bayramda ise bir ay boyunca tuttuğumuz orucun etkisiyle onun getirdiği “nefis terbiyesi” ile bir mü’min-i kamil, bir Müslim-i halis olarak birbirimizi ziyaret eyledik. Dedikodu yapmak ve birbirimizi çekiştirmekten uzak tatlı bir sohbet havası yaşadık. Hatta büyüklerimizi ziyaret edip onlardan güzel öğütler aldık. Büyükler olarak elimizi öpen küçüklerimize gerekli öğütler verdik. Dargınları barıştırarak, en azından onlar arasında barış havası estirecek sözler söyleyerek onların da bayramı huzur içinde geçirmelerine katkıda bulunduk. Köyümüz veya mahallemizin, hatta ilçemiz, il ve ülkemizin dertlerini tartışarak nasıl giderilecekleri hususunda bazı kararlar aldık.

Ramazan’ın oruç ve namazlarıyla, genel olarak teravihiyle kazandığımız ve bayram ziyaretleriyle de zirveye ulaşan olgunluklarımız bize bir yıl boyunca değer milletlerin ulaşamayacakları huzurlu bir yaşam ortamı sağlayacaktır inşallah. Bir dikkatsizlik yapıp huzurlu yaşantıyı sekteye uğratmayalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamdi Güner - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Parantez Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Parantez hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Parantez editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Parantez değil haberi geçen ajanstır.