29-30 Mayıs Göynük izlenimlerim

29 Mayıs 2022 Cumartesi günü dört yıl Müftülük yapmış olduğum AKŞEMSEDDİN diyarı Göynük’e gittim. Türbenin yanındaki Gazi Süleyman Paşa Camiinde “Akşemseddin’in Sözlerinden Alınacak Dersler’i”, Aksungur Camiinde “Davranışlarından alınacak dersler’i namaz önceleri anlattım.

  Öğle yemeğini dönemimdeki Müftülük Şefi Servet NURAL ısmarladı; bir lokantada beraber yemek yedik. Akşam imamlıktan şoförlüğe aldığım İsmail SAĞAN’ın evinde misafir oldum. Yatsı namazını Beybahçesi camiinde kıldık. Benim zamanımda tamamen tarla olan bu hafif meyilli yerin evlerle kapatılmasına üzüldüm. Evler yamaçlarda yapılabilir, o verimli arazi kurtarılabilirdi.

   30 Mayıs Pazar günü Safran köyü sınırları içinde yatan kadılık da yapmış olan Hüsnü Efendi’yi anma cemiyetine katılarak ağaçların altında okunan mevlid-i şeriften sonra ağaçları konuşturarak başladığım bir va’z ettim, Öğle namazını cemaatle kıldıktan sonra ise bir istek üzerine yağmur duası irad eyledim.

  Daha sonra buraya kadar gelmişken cami denetimleri dolayısıyla birçok defa gittiğim Memeceler ve Karacalar köyüne gideyim dedim.

  Karacalar köyünün benim dönemimdeki kıraathanesi (kahvesi) kapanmış ve köy eski canlılığını kaybetmiş. Bu arada Hüsnü Efendi’yi anma yerinden dönen ve evinin altında bana çay ikram eden Hüseyin ARİŞ, köyün gençlerinin büyük şehirlere gittiklerini ve köyün bu yüzden canlılığını kaybettiğini dile getirdi. Tarım da bu sebeple gerilemiş.

  Sonra Memeceler köyüne geçtim. Tam ikindi vakti idi, ama imam gelmemişti. Belki de Hüsnü Efendi’yi anma yerinde kalmış olabilir diye düşündüm. Köyde biraz dolanayım dedim. İki adından başka kimse görmedim. Burası da eski canlılığını yitirmiş.

   Halbuki oralarda, özellikle Taraklı tarafında çok yetişen AYVA meyvesini işleyecek bir “Ayva İntegre” fabrikası kurulsa oralı gençler İstanbul veya Adapazarı’na gitmez, kendi köylerinde kalır, tarımı da canlı tutarlardı.

   Oradan Göynük’e gitmek üzere yola çıktığımda yağmur yağmaya başladı. Yaptığımız duanın kabul olduğunu tefekkür ettim ve sevindim.

Göynükten geçerken bir kadının bir şeyler sattığını fark ederek arabamdan inerek yanına gittim ki Akçakoca’dan ısmarlanan keş satıyordu. Yarım kilo bile olmayan üçgen şeklinde bu keşlerden tanesi 25 lira da olsa Göynük ürünü diye dört tane aldım ve Akçakoca’ya gitmek/gelmek üzere yola çıktım.

   Göynük’e gelirken dikkatimi çeken İyaş Beli’nin göynük tarafındaki rampada keskin iki virajdan yukardakinde durdum ve arabamdan inerek çevreyi gözetledim.

   Eğer bu rampa biraz daha erkenden, yani Gölözü’nü biraz geçtikten sonra başlatılmış olsaydı Koca Viraj dedikleri iki keskin virajın ortadan kalkmış olacağını düşündüm. Yani henüz yeni yapılmış olan bu yola gereken ihtimam gösterilmemiş, Göynüklüler bu tehlikeli virajlardan kurtulamamış.

   Bu dönüş yolculuğunu Abant üzerinden değil Akyazı güzergahından yapayım dedim ki üzüntüm daha da arttı. Eskiden Dokurcun boğazında kuzeye bakan yamaçtan geçen yolu hatırlıyorum. Şimdi gitmek zorunda kaldığım ve güneye bakan yamaçlardan geçen yol virajlarla dolu. Birkaç yerde köprü yapılarak, birkaç yerde doldurma yapılarak virajlar azaltılabilirdi.

                                                                                        

                                                                                 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamdi Güner - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Parantez Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Parantez hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Parantez editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Parantez değil haberi geçen ajanstır.