Ergenlik Kulübü

Hepimizin bir dönem üye olduğu bir kulüp.  Yetişkinliğe terfi eden herkes bu kulüpten geçmiştir. Üstelik insanlık tarihinden beri var olan çok eski bir kulüpten bahsediyorum.  Bu kulüpten nice nesiller, nice kültürler geçti ve hep geçmeye devam edecek. Her nesil bir önceki nesilden farklı ergenler olmuştur. Bundan sonraki nesil de farklı ergenler olacaktır.  

Ergenlik denince akla ilk gelen düşünce nedir?  Ergen kelimesi pek çok insanda bir telaş hali uyandırsa da durum tam da böyle değil. Ergenlik gelişimsel dönemlerin doğal bir evresidir. Her dönemin bir güzelliği olduğu gibi ergenlik dönemi de kendi güzelliğini ve beraberinde bazı zorlukları getiriyor. Ergenlik dönemi hayatın en harika, en coşkulu, enerji dolu, heyecanlı, en güzel duyguların tavan yaptığı bir keşfetme dönemidir. En iyi dostluklar, unutulmayacak anılar bu dönemde yaşanır.  Ancak bununla birlikte en stresli, kaygılı, depresif ve huzursuz bir dönemdir. Aşk, öfke, üzüntü, hayal kırıklığı, suçluluk gibi duygularla bu dönemde tanışıyoruz.

Ergenlik dönemi hızlı bir değişim sürecidir. Her değişim içerisinde stres barındırır. Hele değişim böylesine hızlı olunca belli oranda stres yaşamak da kaçınılmaz oluyor.  Erken çocukluk döneminde en hızlı gelişen organımız beynimizdir. Ergenlik döneminde ise en hızlı gelişen organımız kaslarımız oluyor. Bu dönemde fiziksel gelişim zihinsel ve duygusal gelişimin önünde gittiği için ortaya adaptasyona bağlı sorunlar çıkıyor. Diğer bir deyişle beden ruha oturmuyor. Bu nedenle el, kol koordinasyonu zayıflıyor ve sakarlıklar artıyor. Düşünceleri bedeni kadar hızlı gelişmediği için yetişkin gibi görünmek istiyor ama çocuk gibi davranabiliyor. Sorgulamaya başlıyor, bazen mantıklı bazen saçma davranabiliyor. Bu dönemde genç ne yetişkin oluyor ne de çocuk.

Ergenlik dönemine kadar yollar hep anne babaya çıkıyordu. Artık ikinci bir yol daha var. İlk yol aileye, ikinci yol çevreye çıkıyor. Çevreye çıkan bu yol ergenin kendi kimliğini keşfetmesi, yaşamı anlamlandırması,  bazı temel beceriler geliştirmesi için kritik bir yol. Heyecanlı olduğu kadar da riskleri içerisinde barındırıyor.  Bu yola girildiğinde, aile ile çatışmalar baş gösterebiliyor. Çünkü ergen artık bağımsız bir kimlik geliştirmeye çalışıyor. Sorguluyor, yeri geldiğinde isyan ediyor. Kendi doğrularını anne babanın doğrularından ayrıştırıyor ve kabul görmek istiyor.  Kendi seçimlerini yapmak, kendi hayatını düzenlemek istiyor.  Anne baba eksenindeki bağını arkadaş ve sosyal çevreye yönlendiriyor.

Ergenlik kulübüne üye bir aileyseniz; geleneksel ebeveynlikten bilinçli ebeveynliğe terfi etmek gerekiyor. Eskiden çevresel uyaranlar bu kadar fazla ve karmaşık değildi. Eskiden mahalle kavramı vardı. Bir çocuk ortalama 30-40 yetişkinle bir mahallede büyüyordu. Mahallenin büyükleriyle organik, güvene dayalı sosyal ilişkiler kurabiliyordu. O dönemde ergen o mahallenin bir parçasıydı. Şimdi durum tam tersi.  Mahalle kavramı dağıldı, organik ilişkiler zayıfladı. Bireysellik hiç olmadığı kadar odak noktası haline geldi. Mahalle aralarında oynanan oyunların yerini ekranlar, teknoloji aldı.  Eskiden ergen isyan ettiğinde yapabileceklerinin repertuarı sınırlıydı.  Şimdi ise ucu açık. Sadece bir tuşla dünyanın öbür ucundaki olumsuz uyaranlara maruz kalabiliyor ve etkilenebiliyor. İsyanını, öfkesini, duygularını ifade etmek için sayısız yollara başvurabiliyor. Bu yüzden yukarıda belirttiğim birkaç kavram dahi bilinçli ebeveyn olma yolunda sayısız nedenler sunuyor.

Bir çocuk, anne babaya çıkan yolları ne kadar sağlıklı geçmişse ergenlikte çevreye çıkan yolları da o denli sağlıklı geçebilir. Ergenliğe kadar olan dönemde bir çocuk, anne baba ile yeterli oranda sevgi,  şefkat, merhamet, aidiyet gibi güçlü bağlar kurmuşsa, sosyal ve fiziksel ihtiyaçları karşılanmışsa çevresel olumsuz uyaranlara karşı o kadar dirençli olur. Ancak aile ile güçlü bağ kuramamış, temel ihtiyaçları karşılanmamış ise çevresel uyaranlara karşı o kadar açık hale gelir. Kimlik gelişimi de o derece zor ve fırtınalı olur. Bu zorluğu hem ergenin kendisi hem de ailesi yaşar. 

 Yani bireyin o döneme kadar küpünü neyle doldurduğuyla ilgilidir ergenlik. Çünkü her evre diğer evrenin yordayıcısıdır.  Çocukluk ergenliğe, ergenlik yetişkinliğe etki ediyor. Burada önem arz eden ebeveynlik tutumlarıdır. Çünkü ebeveynlik bir insan mühendisliğidir. Üstelik her şeyin farkında olup kitabına uygun geçirseniz de bu dönemleri her şeyin yazılanlar gibi olacağının bir garantisi yoktur. Çünkü her yaşam içerisinde kendi dinamizmini barındırıyor.  Ancak,  gelişim psikolojisini bilmek, dönemin ihtiyaçlarını anlamak, zamanın avantaj ve dezavantajlarının farkında olmak sağlıklı bir yaşam kılavuzu sunar herkese.  

Bir sonraki yazımda ergenlerle iletişim ve ebeveynlere tavsiyelere yer vereceğim.

Sevgiyle.                                 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ersan Şimşek - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Parantez Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Parantez hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Parantez editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Parantez değil haberi geçen ajanstır.