Mutlu evlilik

Biz aşkla evlendik cümlesiyle başlıyor birçok hikâye. Sonrasında ise ayrılıkla biten dramatik bir son.   Altında yatan nedenler hep dikkatimi çekmiştir. Aşkla bir araya gelen her çift mutlu azınlığın içinde kalmak üzere hayaller kuruyor. Hiçbir başlangıcın hayali, bir gün tahammül edilemeyecek duygulara maruz kalmak, zorluklar yaşamak ve ayrılmak üzere kurulmuyor.

Günümüzde büyük oranda ilişkiler aşkla başlıyor ama aşk evliliği sürdürülebilir kılmak için tek başına yeterli bir neden değildir. Bunu, evlilik kurumu ile alakalı meslek grupları, bilimsel araştırmalar, evlenme ve boşanma oranlarını takip eden istatistik kurumları ve hatta yakın çevrenizdeki örnekler ıspatlar niteliktedir.

Aşk duygusu evrenseldir. İki kişi arasında yaşanır. Nasıl yaşandığı topluma, kültüre, yere ve zamana göre değişiklik gösterir.  Mesela aşk salt bir duyguyken, sizin aşkınızla bizim aşkımızın tanımı değişir. Mesela  18 yaşında yaşanan aşkın anlamıyla 30 yaşında yaşanan aşkın anlamı ve yoğunluğu değişir. Aşk 18 yaşındayken sana hayal edemeyeceğin pek çok şeyi yaptırabilirken 30 yaşındaki aşk seni biraz daha düşünmeye sevk eder.  Çünkü insan gelişiyor ve değişiyor. Değiştikçe yeni ihtiyaçlarımızı keşfediyoruz. Yeni sorumluluklar, yeni anlamlar, yeni duygular ve yeni alışkanlıklar geliştiriyoruz ve ortaya şu kavram çıkıyor: Değişim ve dönüşüm. Değişim ve dönüşümü nasıl sağlıyoruz? Ne kadar farkındayız? Beklentilerimiz, ihtiyaçlarımız, avantaj ve dezavantajlarımız, sorunlarla baş edebilme yeteneğimiz, yeni roller ve daha pek çok özellik. Bu kapsamda düşünce ve duygular değişirken aşkın içeriği de değişiyor. Bu kapsamda mutlu bir evlilik aşkın sevgiye dönüşmesi, eşlerin karşılıklı ilgisi, iletişim becerileri, birbirlerinin kişilik alanlarına saygı duyması, birbirlerinin ihtiyaçlarını anlayıp birbirlerini dinleyebilmesi, değişimin farkında olup dönüşüm sağlayabilmeleri ile yakından ilgilidir.

Mutlu evliliklerde çiftler birbirini değil sorunu karşısına alır ve tartışırlar. Güçlü ve zayıf yönlerinin farkında olup olumsuz düşünce ve duygularının olumlu olanları etkilemesine izin vermezler. Senin sorunun var değil, bizim sorunumuzu gündeme alırlar.  Günün sonunda iyi ki tartıştık demeyi başarmış olurlar. Yani sorundan kaçan değil sorunu ele alıp, sağlıklı bir iletişimle sorunu çözmeye odaklanmış olanlardır.

Mesela, ihtiyaçları anlamak önemlidir. Evde roller tamamıyla yerine getirilebilir. Bu anlamda eşinizin fiziksel ihtiyaçları karşılanırken ruhsal ihtiyaçları göz ardı edilebiliyor. Eşinizin yemeğini, ütüsünü yapmayı, eve eşya almayı ihmal etmezsiniz ancak güzel bir söz söylemek, sarılmak, onu değerli hissettirecek davranışlar ihmal edilebiliyor. Bazen kendi fiziksel ve duygusal ihtiyaçları o kadar ön planda oluyor ki karşındakinin ihtiyaçlarını fark etmek imkânsız hale gelebiliyor.  Bu durum uzun vadede çiftleri ilişkisel anlamda kırılgan hale getirebiliyor. Mesela, bazen mutlu bir evlilik küçük detaylarda gizlidir. Evin kapı zilini çalmak gibi. Evin kapısını eşlerden birinin açması, eşini özlemiş olmanın, eve gelmenin, hoş geldin’le karşılanmanın huzurunu hissetmesi ilk bakışta basit bir eylem gibi gözükse de çoğaldıkça çok besleyici bir alışkanlık oluyor.

Mutluluk bir sonuç değil bir süreçtir. Aşk mutlu bir ilişkinin kutsalıdır ancak aşkın diğer besleyici duygulara evrilmesi çoğu zaman daha kıymetlidir. Aşkın yerine gelen sevgi, saygı, merhamet gibi besleyici duygular evliliği daha güçlü ve uzun kılıyor. Araştırmalara göre evlilik doyumu zaman içerisinde ‘’U’’ şeklini almaktadır. Yani evlilik doyumu ilk başlarda yüksektir. Sonrasında düşüşe ve ardından tekrar yükselişe geçmektedir. Bu süreç beklentiler ve gerçeklerle, değişim ve dönüşümle tanımlanabilir. Çünkü pek çok düşünür aşkı bir görme kusuru olarak tanımlar. Çünkü aşk size partnerinizde görmek istediklerinizi atfetmenizi sağlar. Oysa derin aşkla başlayan hikâyeler evlendikten sonra gerçekleri kabullenmekte zorlanır. Bir süre sonra çiftler hayalindeki eş olması için birbirini değiştirmeye çalışır. Nihayetinde iletişim bozukluğu ve çözülemeyen duygusal çatışmalar baş gösterir. Bu nedenle evlilik süreci hakkında farkındalık geliştirmek elzemdir.  Benliğinin farkında olup biz olabilme yolculuğudur evlilik. Ortak sorumluluklarla ortak değerlerde buluşabilmektir. Karşıya eşini değil, sorunu alabilmektir. İyi bir iletişimdir. Birbirini dinlemek ve anlayabilmektir. Mutlu bir evlilik biraz emek, biraz çabadır. Sorumluluk almaktır. Seni sen olduğun için seviyor, seni olumlu olumsuz tüm yönlerinle kabul ediyorum demektir ve yeri geldiğinde sen istiyorsun diye değil sorumluluğumun farkındayım diyerek değişebilmektir. Olumsuz yaşantılar olacaktır elbet ama olumsuz duyguların olumlu duyguları köreltmesine izin vermemektir mutlu evlilik. Nikah masasında verilen söz gibi: ‘’hastalıkta ve sağlıkta, varlıkta ve yoklukta’’ sevebilmektir.

Mevlana’nın dediği gibi: “Evlilik iki şeye bağlıdır, birincisi doğru insanı bulmaya, ikincisi doğru insan olmaya” der ve ekler “küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine, sevmek ve sevilmek için çareler arayın.”

Sevgiyle

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ersan Şimşek - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Parantez Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Parantez hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Parantez editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Parantez değil haberi geçen ajanstır.