Kişileri sevmesek bile anlattıklarından, yazılarından faydalanabiliriz

Bazı insanlar “Ben falan televizyonu izlemem, falan gazeteyi okumam, falan kişiyi dinlemem” gibi ifadeler kullanırlar. Böylece kendilerini sınırlı kanallara, sınırlı gazetelere ve belli kişilere bağımlı hale getirirler ki bu doğru değildir.

Müslümanlar her gün Bakara suresinin son iki ayetini (Amenerresul) dinler veya okurlar. Bu ayetlerin birincisinde Yüce Mevla: “Peygamber ve mü’minler (inananlar) Peygambere indirilene inanır ve güvenirler ve bunlar Allah’ın elçileri arasında ayırım yapmayız derler” tarifini yapıyor.

Nisa suresi 134. Ayet-i kerimede benzer şekilde: Yüce Allah “Ey iman edenler Allah’a ve onun peygamberine ve peygamberine indirdiği kitaba inanın” emrini veriyor. Buradaki “inananlar inanın” şeklindeki ifadenin “güvenin” manasına geldiği gibi Bakara suresinin sondan ikinci, yani 285. Ayetindeki imanla aynı manaya gelmektedir. Yani Allah’a, Peygambere ve Kur’an-ı kerime inanmakla kalmayıp güveneceğiz ama bu diğer insanlara da güveneceğiz anlamına gelmez. Onları fikir süzgecinden geçireceğiz.

Demek oluyor ki inanan Müslümanlar Allah’ın elçisi Hz. Muhammed’i dinledikleri gibi ona elçilik yapan onun vekili sayılan hocaları, hatta okuduğu Kur’an-ı kerime elçilik yapan her Müslümanı dinler, onlardan faydalanırlar.

İşte Müslümanlığın üstünlüğü burada. Her Müslüman kimden bir şey kapabilirse kapmaya, almaya çalışır. Ben şahsen bir gazeteyi takip ediyorum ama başka gazetelere de zaman zaman bakar, onların haberlerinden, hatta fıkralarından (fikir yazılarından) istifade etmeye çalışırım.

Pek tabii olarak Müslüman dikkatli olur, her dinlediği nutku, her okuduğu haberi, yahut yazıyı eleştiri süzgecinden geçirir, dinine uygun olanları alır, diğerlerini atar.

Kur’an-ı kerim Ra’d suresi 36 ayet-i kerimesinde Yüce Rabbimiz: “Kendilerine kitap verdiklerimiz (yani ehl-i kitap denilen Hıristiyanlar) sana indirilen ile ferahlanır (sevinirler), bu hiziplerden (gruplardan) sana indirilenin bazılarını inkar edenler de vardır; sen ‘ben ancak Allah’a ibadet etmek ve ona eş tutmamakla emrolundum, ancak O’na dua ederim, dönüş onadır’ de” buyuruyor.

Buradan anlaşıldığına göre Hıristiyanlar bile Peygamberimize indirilen Kur’an-ı kerimin ayetlerinden bazılarından ferah duymuş ve duyuyor da. Ama kitabımızın tümünü kabul etmediklerinden küfürde kalmış oluyorlar.

Öyleyse biz Müslümanlar kim anlatırsa anlatsın Kur’an-ı kerimden bilgiler verenleri, onun öğütlerini aktaranları dinlemeliyiz. Peygamber efendimiz “ilim mü’minin (inançlının) yitiğidir, onu nerede bulursa alır” uyarısında bulunurken bir müslümanın “Ben o adamı dinlemem, ben o TV kanalını izlemem, ben falan gazeteyi elime almam” gibi ifadeleri kullanmamalı, böyle bir düşünceye saplanmamalıdır.

Tüm okuyuculara müstehcen olmayan iyi bir gazeteyi takip etmelerini, iyi bir TV kanalını izlemelerini, camilerde yapılan tüm vaazları dinlemelerini, birçok yayını okumalarını ama bunların yanlışlarına kapılmayıp seçici olmalarını tavsiye ediyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamdi Güner - Mesaj Gönder --- Okunma

# Gibi, Kitap

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Parantez Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Parantez hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Parantez editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Parantez değil haberi geçen ajanstır.