İlk okul zili

Her yaz sonu, sonbahar başlangıcı tatlı bir telaş alıyor toplumu. Caddeler kalabalıklaşıyor. Kırtasiyeler dolup taşıyor. Bazıları çocuğunun ilk çantasını, kalemini almanın heyecanını yaşarken kimisi her yıl değişen kırtasiye ihtiyaçlarına yetişebilmenin stresini yaşıyor. Kimisi için yeni bir başlangıç kimisi için özlemin bittiği bir zaman oluyor. İlk okul zili çalıyor bu hafta.

Gelişim sürecinde kritik dönemler vardır. ‘’Kritik dönem’’ kavramı belirli yaşlarda ayırıcı özellikleri olan aşamaları anlatmak için kullanılır. Sağlıklı bir gelişim için bir evrenin başarılı olarak atlatılması kendinden sonraki evre için olumlu bir temel oluşturur. Mesela erken çocukluk sürecinde yatakların ayrılması, tuvalet eğitimi, dil ve ince motor gelişimi evreleri…   eğer o evrede bazı kritik özellikler kazanılmadıysa daha sonraki dönemlerde kazanılması oldukça zordur.  Yaşanan bebeklik çağı krizi, ergenlikte kimlik karmaşası olarak karşınıza çıkabilir. Bu kapsamda çocukların okula başlaması da kritik bir gelişim özelliği olarak değerlendirilebilir. Çocuğun belli oranda evden ayrılabilmesi, ebeveynlerden uzakta okul saatleri süresince okulda kalması, yeni sosyal bağlar kurabilmesi, yeni ve bir önceki döneme göre biraz daha karmaşık sorumluluklar alırken belli oranda stres ve kaygı davranışlarının ortaya çıkması ve bununla baş etmeyi öğrenmesi psikososyal gelişimi için gerekli ve faydalıdır.  Bu kapsamda, her değişim içerisinde stres barındırır. Çocuk, aile dışında ilk kez kurallarla karşılaşacak, tanımadığı kişilerle sosyal bağlar kuracak, kendisini ifade etmeyi, aile dışında kabul gören davranışları keşfetmeyi, kendi ihtiyaçlarını karşılamayı öğrenecek. Çocukların alışık olduğu ortamdan hiç bilmedikleri bir yere gidecek olması ve yeni sorumluluklar alması onlarda belli oranda strese ve kaygıya neden olur.

Çocuğun okul uyumunu etkileyen pek çok değişken vardır.  Bu değişkenler arasında en çok karşılaşılan değişken aile ve ebeveyn tutumlarıdır. Özellikle aşırı hoşgörülü ve koruyucu ebeveyn tutumları çocukların okula uyum sürecinde zorlaştırıcı faktörler olarak değerlendirilmektedir.   Çocukların dünyasında genel geçer bir kural vardır. Çocuklar aile içindeki yapıyı dışarı yansıtır.  Bu kapsamda evde kurallar uygulanmayan bir çocuk dışarıdaki kurallara uygulamakta zorlanır. Uyum problemi yaşar. Bir bardak su verme sorumluluğu dahi verilmemiş bir çocuğun okulla ilgili kısa sürede sorumluluk almasını beklemek yorucu olabilir. Her davranışı onaylanan bir çocuğun okulda onaylanmayan davranışlarla karşılaştığında öfke yaşayabilir davranış bozukluğu geliştirebilir. Aşırı koruyucu ebeveynlikte çocuklar genelde ebeveynlerine bağımlı özellik gösterirken anne babanın olmadığı yerlerde kendini korumasız ve savunmasız hissetmektedir. Aşırı hoşgörülü ebeveynlerde ise otorite çocuktur. Evde sınırları olmadığı için herşeyi yapmayı hak bilir ve yeni kurallara uyum sağlamakta zorlanır.  Ebeveynlik türü yanında uyum sürecine eşlik eden diğer olumsuz faktörler de olabilir. Evde bir hastanın olması, uyku düzeninin olmaması, aile içi iletişim çatışmaları, iş değişikliği, taşınma, yeni doğum, kardeş kıskançlığı olarak örneklendirilebilir.

Okula başlarken yaşanan ayrılık çocukta travmatik bir durum değil; olumlu, psikososyal gelişimi için işlevsel bir gelişmedir

Çocukların okula uyum sürecini kolaylaştırmak için; öncelikle yakın zamanda mümkün oldukça büyük değişimlerden kaçınılmalıdır. Ev taşımak, oda değiştirmek gibi. Zaten çocuk kendisi için büyük bir değişim stresi yaşarken aynı zamanda ikincil bir değişim çocuğun duygusal direncini sarsabilir.

Okula gitme konusunda kararlı olunmalı, ortak dil ve ortak tutum geliştirilmelidir.

Kıyaslamaktan kaçınılmalıdır. Her çocuk biriciktir. Kendine özgü bir yapısı vardır. Çocuğunuzun eksik yönü bir başka çocuğun güçlü özelliğiyle kapatılmaz. Bu tutum çocuğu motive etmez, çocuğun kendisini eksik ve yetersiz hissetmesine yol açar.  

Eğitim kurumuna duyulan güven de çocukların uyum sürecini kolaylaştırır. Çocuğun yanında okulla ilgili olumsuz aktarımlarda bulunulmamalıdır.

Okula gitmek tehdit ve pazarlık unsuru haline dönüştürülmemelidir.  ‘’Şunu yaparsan sana ne istersen alırım’’ veya ‘’şunu yapmazsan öğretmenine söylerim’’ gibi davranışlardan uzak durulmalıdır. Bu tutum hem öğretmenine hem de okula karşı olumsuz duygular beslemesine yol açabilir. Ayrıca ebeveyn otoritesini sarsabilir.

Olumsuz yargılardan kaçınılmalıdır. ‘’Ağlama, korkma’’ gibi ifadeler çocukta daha çok olumsuz tepkiye neden olur.   Çocuk ağlamayacak olsa bile ağlamaya başlar. Bunun sebebi anne babasının kaygısını anlayıp, bu kaygıya uygun cevabı vermelerini beklemesidir.

Dramatik vedalardan kaçınılmalıdır. Ayrılırken kararlı olmak önemlidir. Ona sarılmak ve kademe kademe okuldan ayrılmak gerekir.  Ancak kesinlikle gizlice gidilmemelidir. Bu durum, çocuğun size olan güvenini zedeleyebilir.

Okul sonrası  daha çok ve nitelikli zaman geçirmek kolaylaştırıcı olacaktır. Mümkünse o hafta işlerinizi erteleyip okul sonrası ve akşamları çocuğunuzla zaman geçirin. Evde olup onu karşılamak, küçük sürprizler hazırlamak, çocuğun yapabildiklerini öne çıkararak olumlu yönlerini pekiştirmek çok önemlidir.(Aferin ne kadar güzel yapabiliyorsun artık. Büyüdüğünü görmek çok güzel.)

‘’Çocuklar dünyamızın yüzde %20’sini; geleceğimizin %100’ünü oluşturuyor.’’

Sevgiyle,

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ersan Şimşek - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Parantez Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Parantez hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Parantez editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Parantez değil haberi geçen ajanstır.