MİRASÇISI OLMAKLA İFTİHAR ETTİĞİMİZ OSMANLI’NIN BİR MEZİYETİ DAHA ÖNÜMÜZDE

Bugünkü yazıma Rusların Kafkasya orduları Komutanı Aleykey Yermolov’un Osmanlılara karşı yaptığı bir konuşmasıyla başlıyorum.

“Çöken hattımızın maneviyatı soydaşlarınızın “Allah Allah” didalarıyla toparlanmış, hattı muhafaza için yeni bir güçle atılmışlardı…….

“Üstelik burada bu dost topraklarında (kendimi) nedenli huzurlu ve mutlu hissettiğimi anlatamam. Belki şaşıracaksınız ama geçtiğimiz yüzyıl başlarında büyük Çarımız 1: Petro karşısında yenilip Osmanlı ülkesine sığınan İsveç Kralı XII. (Demirbaş) Karl, (Anne tarafından uzak akrabam olur). Kuzenlerimin bazılarıyla hala görüşürüz. O yüzden Karl’ın Osmanlı ülkesinde yaşadığı dönemde söyledikleri benim için başlı başına bir yakınlık ölçüsüdür…..

Demirbaş Karl aynen şunları söylemişti kıymetli dostlarım…”Bugün esirim , Türklerin esiriyim. Demirin, ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar, esir ettiler. Yalnız ayağımda zincir yok, zindanda değilim, istediğimi yapıyorum. Fakat bu defa da şefkatin, asaletin, nezaketin esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar alicenap, bu kadar asil, bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak bilseniz ne kadar tatlı.” (Şeyh Şamil TİMAŞ YAYINLARI İstanbul 2020 Sh. 75-76)

Şimdi… rakip düşmanın bu sözleri karşısında günümüz Osmanlı bakiyesi Türkiye’mizde biz ne durumdayız? Onun muhasebesini yapalım….

Aslında Demirbaş Karl’ın takdirle anlattığı ecdadımızın o güzel davranışları bizim paha biçilmez mirasımızdır. Öyle bir miras ki KurAn-ı kerimin Meryem suresi 4, 5 ve 6. Ayet-i kerimelerinde anlatıldığı üzere Zekeriyya (as) ın “Rabbim benim kemiklerim zayıfladı, başım (ın saçları) ağardı ve ben arkamda  veliler (mirasçılar) bırakmamaktan korkuyorum; kadınım da kısırdır; bana kendi katından bir veli (mirasçı) bağışla ki bana ve Al-i Yakub’e mirasçı olsun ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse eyle” şeklinde yalvardığı gibi bütün Müslümanlar kendilerinin iyi bir mirasçı olmalarını, kendilerine iyi bir mirasçı vermesini Allah Teala’dan istemelidirler.

Gerçekten Kafkasya Rus Orduları Komutanı Aleykey YERMOLOV’un bize aktardığı ve Osmanlı’yı övdüğü Demirbaş Karl’ın sözleri bir gerçektir; bizim için örnek teşkil etmektedir ve aynen o vasıfları benimsemeliyiz. Aksi halde mirasımıza sahip çıkmamış oluruz.

Bu miras Ahzap suresi 27. Ayyette belirtildiği, Enbiya suresi 105. Ayette ifade edildiği, Kasas suresi 5. Ayette anlatıldığı üzere arazı mirası olabileceği gibi, Mü’min suresi 53 ayette ifade edildiği üzere kitap mirası olabileceği gibi kültür mirası da olabilir.

Ama buradaki miras tam bir davranış ve kültür mirasıdır. Hatta Mü’minun suresi 10 ve 11. Ayetlerinde belirtildiği gibi cennet mirası da olabilir.

Öyleyse biz 6 asır yaşamış ve bunun beşinde dünyaya hakim olmuş Osmanlı’nın mirası üzerinde yaşadığımıza göre Osmanlı’nın o takdir toplayan davranışlarını örnek almalıyız.

İşte o zaman biz Osmanlı bakiyyesi Türkiye topraklarında oturduğumuza göre Osmanlı’nın İslam’a uygun tüm davranışlarını örnek alarak hem bu topraklarda huzur içinde yaşar ve hem de öbür alemde Cennet’e, Müminun suresi 10 ve 11. Ayetlerinde belirtildiği gibi Fidrevs cennetine mirasçı olmayı hak edebiliriz.

Dünyamızı da cennet misali bir vatan haline getirebilme temennisiyle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamdi Güner - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Parantez Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Parantez hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Parantez editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Parantez değil haberi geçen ajanstır.