Tuzun koktuğu yer!

Devletimizin ve ülkemizin ahlaki olarak güncel durumu ancak yıllar sonra tespit edilebilir. Çünkü insanoğlu bugünün kıymetini bilmez. Devlet ise topluma istediği kadar bildirir. İstediği kadar halkın araştırmacı olmasını ister, ne verirse halkın kabul etmesini ister. Yıllardan beri olagelen budur.

Toplumumuz ise eski yıllarda yaşanan olumsuzluklara daha çabuk reaksiyon gösterir, haksızlığın karşısında hakkın savunuculuğunu yapardı. Son yıllarda bu durum tamamen ters yüz oldu.

Önceki yazılara da konu olan ahlaki çürüme, insanların bireysel olarak kendi çıkarlarını her şeyin üzerinde tutmasına evrildi. Daha önceden yapılan haksızlığa itiraz eden toplum şimdilerde kendi çıkarını gözetmekte. Yapılan cılız itirazlar ise kendi pasta diliminin büyüklüğüne itiraz oluyor.

Ülkemizde eğitimin ve akademik gelişimin en yüksek seviyede olması gereken üniversitelerde yaşananlar ise dudak uçuklatan cinsten. İnsan ülkesinde böyle işlerin olacağına inanamıyor ama mahkeme tutanaklarına yansıyan gerçeklerden öğreniyoruz olayları.

Pamukkale Üniversitesi’nde 2022\ 2023 yılında yabancı öğrencilerin alımında çok ciddi usulsüzlükler yapılmış. Mahkeme tutanaklarına göre 140 yabancı öğrenci aldıkları puanların çok daha üzeri puanlarla öğrenci alan bölümlere kaydedilmiş. Elbette kayıt edildikleri bölümler tıp ve diş hekimliği gibi güzide bölümler.

Yabancı öğrencilerden birinin dönem sonunda kendince başarılı bir öğrencilik döneminin sonunda kaydının silinmesine itiraz etmek üzere mahkemeye başvurmasıyla gerçekler ortaya çıkıyor. Sistem üzerindeki puanlarda değişiklik yapma yetkisi bulunan kişilerin para karşılığında bu kaydı gerçekleştirdiği iddia ediliyor. Daha ilginci kaydı silinen öğrenciye herhangi bir gerekçe bildirilmeden kaydının silinmesi. Ne diyelim yabancılar da ülkemizde artık yabancı değiller…

Bilirkişi olarak rapor hazırlayan şahsa daha önceden bilirkişiliğin yasaklanmasına rağmen bir dava daha veriliyor. Mahkemenin istediği raporu kesten aleyhine hazırladığı kişiden rüşvet isteyip alırken yakalanan bilirkişi tutuklanıyor. Çıktığı mahkemedeki heyete size ben daha önce rüşvet verdim siz beni yargılayamazsınız diyen bilirkişi tutuksuz yargılanmak üzere salıveriliyor.

Devam eden yargılama esnasında mahkeme heyeti davada çekiliyor başka hâkimler yargılamaya devam ediyor. İşinin ehli olan bilirkişi mahkemeye 53 hâkim ve savcının olduğu bir liste veriyor rüşvet ilişkisini açıklayarak. Henüz bu hâkim ve savcılardan tutuklanan yok görevinden istifa eden de yok. İftira suçlamasıyla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını isteyen kişi de yok. İstanbul gibi bir şehrin hâkim ve savcılarının böyle bir ithamla karşı karşıya kalması elbette çok üzücü. Hukuk devletinde bu yaşananların bir izahı yok. Daha üzücü olan bu haberleri ortaya çıkaran veya bu satırları kaleme alan kişilerin her an kapısının çalınabileceğinin tedirginliğini yaşatan bir ülkede yaşamaları…

30 Kasımda motokurye olarak çalışan Yunus Emre Göçer’e arkadan çarparak ölümüne neden olan Somali cumhurbaşkanının oğlu 2 aralıkta ülkeden diplomatik pasaportuyla çıkış yapmış. 6 gün yoğun bakımda kalan motokuryenin vefatının ardından gerçekler bir bir ortaya dökülmeye başladı. İlk kaza anında olay yerine gelen polisler motokuryenin  kusurlu olduğuna dair rapor tutar. Somali cumhurbaşkanının oğlu serbest bırakılır ve ertesi gün ülkeden çıkar.

Olay yeri kaza raporunda kusurlu olan motokuryenin kaza anı mobese görüntüleri İstanbul Büyükşehir Belediye başkanınca yayımlanınca kaza anında tutulan raporun gerçekleri yansıtmadığı ortaya çıktı. Normal bir kaza da haklı olan bir tarafı bile nezarette tutarak yaralıların öfkesinin yatışmasını sağlayan emniyet ekipleri görüntüler ortaya çıkmamış olsa Somali cumhurbaşkanının oğlunu aklamış olacaklardı. İddia ya göre eşinin intihar ettiği polis tarafından kendisine bildirilen motokuryenin eşi ve arkadaşları ise kazadan habersizlerdi.

Ülkede vatandaşın canından ziyade çıkarların öncelendiği bu kazada bir kez daha ortaya çıktı. Demek ki polis güvenilecek nihai kurum değilmiş. Türkiye’de insan hayatı son derece ucuz ve çıkarlar karşısında paha etmeyen bir değermiş.

Ülkede insan ahlakı o kadar bozulmuş ki gerek devlet yapısı, kurumları, kuralları gerekse bu yapıyı işleten insanlar menfatperes, çıkarcı ve değerlerden yoksunmuş. Yaşanan bu gelişmeler sonunda ülkede herkes ayağa kalkmalı ille de adalet demeli, insan hakları demeli ülkedeki tüm kurumlar kendine gelmeli ve vazifelerini yerine getirmelidir.

Yaşanan gelişmeler artık bu da son olur dediğimiz rezaletlerde ufkumuzu geliştirerek devam ediyor. Maalesef ülkemizde gündemler çok çabuk değişiyor. O kadar ki çoğundan haberimiz olmuyor bile. Ama ahlaki çürümenin herkes farkında ve hızla en derinlere doğru ilerliyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Alparslan Akbaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Parantez Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Parantez hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Parantez editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Parantez değil haberi geçen ajanstır.

02

Coban - Bilirkişi dolandırıcı olmuşmuş mahkeme başkanı rüşvetçi, polis fırsatçı olmuşmuş yok canım olamaz o kadar...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Aralık 12:03
01

Tertip - devir değişti artık herkes çıkarına bakıyor

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Aralık 20:55


Anket En başarılı İlçe Belediye başkanı kim?
Tüm anketler