Mukabele cüzlerinden ilkeler 9-10

9. Cüzden çıkarılan İlkeler

Araf suresi 180. ayette: “En güzel isimler Allah içindir; ona onlarla dua edin, Allah’ın isimleri hakkında gerçeği saptıranları bırakın, onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır” beyan ve emirleriyle Allah’a onun en güzel isimleriyle dua edilmesi ilke haline getirilmiş oluyor. Kur’an-ı kerimde Allah’ın 99 ismi vardır. Allah’ın kendisine vermiş olduğu bunca isme rağmen tanrı ve çalap gibi isimlerle ona dua edilemeyeceği gibi onu bu isimlerle anmak bile doğru değildir. Hiçbir insan oğluna verdiği isimlerle değil de onun başka isimlerle çağırılmasına razı olmaz. Aynen öyle Allah da kendisine verdiği isimlerin dışında uydurma isimlerle çağrılmasına razı olmaz.

Bu surenin l99. Ayetinde Yüce Rabbimiz: “Sen af yolunu tut, marufu (iyiliği veya dinin kabul ettiği şeyi) emret, cahillerden yüz çevir” emirlerini vererek bir taraftan Müslümanları birbirlerinin hatalarını afvetmeleri, dinin tanıyıp kabul ettiği şeylerin, iyiliklerin de tavsiye edilmesi, kendi boş saplantılarını dayatmaktan başka bir yol bilmeyen cahillerle muhatap olmamayı ilke haline getirmiştir. 200 Numaralı ayette ise: “Eğer sana Şeytandan bir kışkırtma veya vesvese (tereddüt) gelirse hemen Allah’a sığın (Eüüzü billahi) de” uyarısıyla teavvüz (eüzü çekmek) bir ilke haline getirilmiştir.

204. Ayetinde ise Yüce Mevla: “Kur’an okunduğu zaman ona kulak verin ve susun ki rahmet olunasınız” talimatıyla Kur’an okunurken başka bir şeyle meşgul olmayıp onun dinlenmesi, ondaki emirlerin tutulması ilkesi ortaya çıkmış bulunuyor. 205.ayette de: “Rabbini içinden yalvararak ve de korkarak alçak sesle sabah akşam zikret, gafillerden olma”  fermanıyla sabah ve akşam namazlarına işaret edildiği gibi zikir yapılırken korku halinde olunması, sesin yükseltilmemesi ilke olarak önümüze konulmuş bulunuyor.

Enfal suresinin birinci ayetinde: “Allah’a sığının ve aranızı düzeltin” emri verilerek dargınlığın önünü almak için aramızdaki ilişkilerin düzgün bir şekilde yürütülmesi ilke haline getiriliyor. 15. Ayetinde ise: “Ey iman edenler! savaş halindeyken kafirlerle karşılaştığınızda onlara arkanızı dönmeyin” buyruğuyla Müslümanların savaşta karşılaştıkları düşmandan kaçmamaları askeri bir ilke olarak ortaya konuluyor.

20. Ayette yine Rabbimiz: “Allah ve peygamberine itaat edin, (emirleri) duyar olduğunuz halde Peygamberden yüz çevirmeyin” emriyle amirleri dinlerken yüzümüzü çevirmeden dinlememiz kural haline getirilmiş oluyor. 24. Ayette ise: “Ey iman edenler! Allah’a icabet edin (dediklerini yapın), ve sizi hayat veren şeylere davet ettiği zaman Peygambere de icabet edin” emirleriyle Allah ve Peygambere itaat ilkesi tekrar edilirken peygamberin davet ettiği şeylerin bize hayat verecek şeyler olduğuna işaret ediliyor.

25. Ayette de: “Sadece zulmedenlere isabet etmeyecek, (sebep olanlara, hatta göz yumanlara da isabet edecek) olan fitnelere karşı kendinizi emniyete alın” denilerek fitnelerin, karışıklıkların çıkmaması için önlem almak da bir ilke olarak ortaya konuluyor. 27. Ayette ise: “Ey iman edenler! emanetlerinize (aldığınız görevlerinize) ihanet etmeyiniz” emri verilerek ödevleri, görevleri hakkıyla yerine getirme ilkesi karşımıza çıkarılıyor.

39. Ayette de Yüce Allah: “Onlarla fitne yok oluncaya ve sadece Allah’ın dini (kanunları) yerleşinceye kadar savaşın buyruğuyla fitne çıkaracak olan ve Müslümanların birliğine engel olacak bozguncularla savaşılması hayati bir ilke olarak önümüze getiriliyor.

İşte mukabele okumalarına bu ilkeleri yerine getirmek için katılmalıdır, Adet olarak değil. Aksi halde manevi bir karımız olmaz.

10. Cüzden Çıkarılan ilkeler

Onuncu cüzün hemen başında geçen Enfal suresinin 41. ayetinde Yüce Mevla: “Biliniz ki bir şeyden ganimet elde ettiğinizde onun beşte biri Allah için olmak üzere Peygamber ve yakınları, yetimler, yoksullar ve yol oğulları içindir” emriyle savaş ve benzeri olaylarda kazanılan ganimetin beşte biri Peygamber ve yakınlarına yetimlere, yoksullara, tarihi ve coğrafi bilgiler edinmek için yollara düşenlere verilmesi ilke haline getirilmiştir. Peygamber ve yakınlarına verilmesi geçiciydi. Çünkü Peygamber ve yakınları başka bir meslek edinmiyor sırf devlet işleriyle meşgul oluyorlardı.

46. Ayette: “Allah’a ve Peygambere itaat edin (aranızda) çekişmeyin; yoksa zayıflarsınız ve gücünüz gider ve sabredin” buyrularak Müslümanların birbiriyle kavga yapmamaları ilke yapılırken Allah ve Peygambere itaat ve sabır ilkeleri tekrar edilmiştir. 60. Ayette ise düşmanlarınız için elinizden geldiği kadar güç ve savaş atları  hazırlayın ki Allah’ın ve sizin düşmanlarınızı ve onların arkasında olanları korkutasınız” buyruğu ile o günün şartlarında at yetiştirmek, günümüz şartlarında ise tank, füze vesaire üretmek ilke olarak önümüze konulmuştur. 61. Ayette ise: “Eğer onlar barışa meylederlerse sen de barışa meyledip Allah’a tevekkül et” emriyle barış önemli bir ilke olarak önümüze konulmuştur. Burada dikkati çeken bir husus hazırlanacak ordunun bizi değil düşmanlarımızı korkutacak bir ordu olmasıdır.

66. Ayette: “Sizdeki zaafı bilen Allah şimdi sizin (yükünüzü) hafifletti. Eğer sizden sabırlı (direnişli) yüz kişi olursa ikiyüz kişiye galip olur. Eğer bin kişi olursa ikibin kişiye gelip olur. Allah sabredenlerle beraberdir” beyanı ile 65.ayette Müslümanların çok güçlü olduğu dönemlerde on kat bir orduya galip olacakları bildirilmişken zaafa düşmeleri halinde iki kat orduya galip olma ilkesinde karar kılınmıştır. Yani müslümanlar kendilerinin iki katı bir düşmana mutlaka direnmeli, geri çekilmemelidir.

69. Ayette: “Kazandığınız ganimetlerin helal ve tıbbiy olanlarından yiyin ve Allah’tan korkun” emriyle ganimetlerin arasında helal ve tıbbiy olmayan varsa onlardan sakınılması da bir ilke haline getirilmiştir. 73. Ayette: “Kafirler birbirinin dostudur. Eğer siz ‘kendi aranızda’ dostluk ve birlik oluşturmazsanız yeryüzünde fitne ve büyük anarşi olur” uyarısıyla Müslümanların birlik oluşturması ilkesi önümüze konmuştur.

Tevbe suresi 6. Ayette: “Eğer müşriklerden bir kimse senden korunma isterse Allah’ın kelamını duyuruncaya kadar onu komşu eyle (koru); sonra da onu güvende olacağı yere ulaştır. Bu ruhsat onların (İslam gerçeğini) bilmeyen bir kavim olmalarındandır” emir ve beyanlarıyla İslam’ı duyuruncaya kadar müşrik ve kafirleri koruma altına almak bir ilke olarak ortaya konulmuştur.

11. Ayette: “Eğer (müşrikler) tevbe eder ve namaz kılıp zekat verirlerse sizin din kardeşiniz olurlar” beyanı ile imanlarını zekat ve namazla ispatlayanları kardeş kabul etmek ilkesi ortaya konulurken 12.ayette: “Eğer kafirler yeminlerinden dönerler ve dininize dil uzatırlarsa onların önderleri ile vuruşun ki sataşmalarına son versinler” emir ve beyanlarıyla da küfrün ayak takımı ile değil elebaşlarıyla savaşmak ilkesi önümüze seriliyor. Sivrisineklerle değil onların yetiştiği bataklık ile mücadele ilkesidir bu.

23. Ayette küfrü imana tercih eden baba ve kardeşle bile dostluk yapmamak emredilirken 24. Ayette Allah ve Peygamberini ve Allah yolundu cihadı babamız, oğlumuz, eşimiz ve kabilemizden, kazandığımız mallarımızdan, piyasasının durgunluğundan korktuğumuz karlı ticaretlerimizden ve hoşumuza giden meskenlerimizden (villa, saray ve kaşanelerimizden) daha çok sevmemiz ilke haline getirilmiştir. Yani bunlardan birinin hatırı için Allah’ın emirlerinden birini ihmal etmemek, yasaklarından birini çiğnememek her müslümanın ilkesidir.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamdi Güner - Mesaj Gönder --- Okunma

# baba, yol

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Parantez Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Parantez hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Parantez editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Parantez değil haberi geçen ajanstır.