Mukabele cüzlerinden ilkeler 13-14

13. Cüzden Çıkarılan İlkeler


13. Cüzün ilk ve Yusuf suresinin 53. Ayetinde Yüce Allah Hz. Yusuf’un: “Ben kendi nefsimi temize çıkarmıyorum; şüphesiz nefis kötülüğü abartılı olarak emredicidir. Ancak Rabbimin merhamet ettikleri müstesna” dediğini bildiriyor ki Peygamber namzedi bir kişi nefsine güvenemiyorsa hiçbir kimse nefsine güvenemez. İşte burada “nefse güvenmeme” ilkesi ortaya çıkıyor ki hiçbir kimse yalnız başına akraba (mahrem) olmayan bir kadın veya kızla baş başa kalamayacağı prensip olarak gözetilmesi gereken bir husus oluyor.

Aynı sure 57.ayette Yüce Rabbimiz Yakup (as) ın: “Ey oğullarım! Gidin Yusuf ve kardeşini arayın, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin; şüphesiz kafirlerden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez” dediğini bildirerek ilahi eğitimden geçmiş peygamberlerin “Allah’ın rahmetinden ümit kesilmez” ilkesine uyduğunu haber vermekte ve bizim de bu ilkeye bağlı kalmamızı istemektedir.

Ra’d suresi 7.ayette Yüce Mevla: “Kafirler keşke onun (Peygamberin) üzerine Rabbinden bir mucize indirilseydi derler. Sen ancak uyarıcısın; her kavim için bir kılavuz (rehber) vardır” diyerek peygamberlerin müjde vermek kadar korkutma görevleri olduğunu da haber verirken “Her kavim için bir kılavuz vardır” ilkesini de ortaya koyarak insanların o kılavuzlara uymaları gerektiğine işaret etmiştir. Tabii ki o kılavuz ilim ve hilim sahibi dürüstlüğü herkesçe kabul edilen bir kişi olmalıdır.

Yine Ra’d suresi 11.ayette Rabbimiz kendisinden bahsederken: “(İnsanlar) kendi hallerini değiştirmedikçe Allah da onların hallerini değiştirmez” uyarısında bulunarak milletler kendi hallerini iyiye doğru değiştirmedikçe Allah da onlara karşı cezalandırıcı tutumunu değiştirmeyeceğini veya kavimler hallerini kötüye doğru değiştirmedikçe Allah da onlara karşı huzurlu kılma veya mükafatlandırma tavrını değiştirmeyeceğini kendisine bir ilke edindiğini açıklıyor. Bu ilke bizim için bir uyarı niteliğindedir.

Aynı sure 27 ve 28.ayette Yüce Allah tövbe edenleri, iman edip kalpleri Allah’ın zikri ile tatmin edilenleri kendisine (cemal ve cennetine) kılavuzlayacağını bildirip sonundu “Unutmayın! Kalpler Allah’ın zikri ile doyar” uyarısında bulunarak kalpleri doyurmak için “Allah’ı zikretmek” ilkesini ortaya koymaktadır. Bu ilke çok önemlidir. Midesi aç insanın anarşist olacağı gibi kalbi aç olanın da anarşist olacağı veya bunalımlara gireceği hususunda uyarı özelliğini taşımaktadır.

İbrahim suresinin 4. ayetinde yine Yüce Rabbimiz: “Biz her Peygamberi kavminin dili ile gönderdik ki onlara açıklasın” uyarısında bulunarak bizim de insanlara amir veya memur olarak göndereceğimiz kişilerin o insanların dilini iyi bilenlerden olmasını ilke olarak önümüze sermiştir.

Aynı surenin 27.ayetinde Yüce Allah kendisinden bahsederek: “Allah iman edenleri kavl-i sabit (olan kelime-i tevhid) ile dünya hayatında da ahrette de istikrarlı kılar” vadinde bulunarak dünya hayatında bile kelime-i tevhidin bir istikrar ilkesi olarak benimsenmesini istemekte, Allah’ın birliği ilkesine sahip olmayan kişilerin dünya işlerinde de bir karar tutturamayacağını bildirmektedir.

Yine İbrahim suresi 44.ayette: “İnsanları onlara azap gelecek günden korkut” emri verilirken 51 ve 52.ayetlerde: “Allah-ü Teala herkesi yaptığıyla cezalandırmak için (yapacağını yapar). Allah’ın hesabı çok hızlıdır; bu insanlar için bir tebliğdir, bununla korkutulsunlar (uyarılsınlar)” emir ve beyanlarıyla kafir veya günahkarların korkutulması veya uyarılması bir ilke olarak önümüze konulmuştur. Bu ilke hala sadece müjde ile yetinenlere bir uyarı niteliğindedir.

14. Cüzden Çıkarılan İlkeler


14. Cüzde geçen Hıcr suresi 54 ve 55. Ayetlerinde Yüce Allah Hz. İbrahim’e meleklerin çocuk müjdelemesi özerine İbrahim’in onlara: “Bana ihtiyarlık yapışmasına rağmen siz bana müjde mi veriyorsunuz, Ne ile müjdeliyorsunuz?” demesi üzerine meleklerin: “Bizler sana hakkı (gerçeği) müjdeledik, ümit kesenlerden olma” dediklerini haber veriyor. Böylece “Allah’ın rahmetinden ümit kesilmez” ilkesi bir kere daha tekrar edilerek Müslümanların çok ağır şartlarda bile birçok nimet elde edebilecekleri ümidini korumaları isteniyor.

Hıcr suresi son iki ayeinde Allah’ü Teala: “Rabbini överek tesbih eyle, secde edenlerden ol ve sana yakin (tam kanaat) gelinceye kadar ibadet eyle” buyrularak “İşte bu kadar ibadet yeter” kanaatine varıncaya kadar ibadet edilmesinin de bir İslami ilke olduğunu ortaya koymuştur.

Nahil suresi ikinci ayette Yüce Allah: “Benden başka ilah yoktur, öyleyse bana sığının diye (insanları) uyarmak üzere kullarından diledikleri üzerine emrinden kaynaklanan bir vahy ile (öğretiler) indirir” beyanı ile inzar etmenin (uyarmanın) bir ilke olduğunu tekrar vurgulamıştır. Böylece halkı irşad ederken sadece müjde ile yetinmenin doğru bir yöntem olmadığını bildirmiştir.

Nahil suresi 50. Ayette Yüce Rabbimiz: “Allah adaleti, ihsanı (karşılık beklemeden iyilik yapmayı), çok yakınlara (mahremlere) vermeyi emrediyor; çirkin işlerden, dinin kabul etmediği şeylerden ve azgınlıktan nehyediyor” beyanlarıyla adaletli olmayı, bunun da ötesinde karşılıksız iyilik yapmayı ve kan bağı ile çok yakın olanlara zekat veya sadaka vermeyi; ayrıca fuhuş gibi çirkin işleri, dinimizin kabul etmediği davranışları, maddi ve manevi sınır tecavüzlerini yasaklamayı ilke haline getirmiştir.

91. Ayette ise: “Sözleştiğinizde sözlerinizi yerine getirin, teyit ettikten (imza attıktan veya sözüm söz dedikten) sonra yeminlerinizi bozmayın (anlaşma iplerini koparmayın)” Buyruğu verilerek “anlaşmalara bağlı kalma” ilkesi oluşturulmuş bulunmaktadır.

Aynı sure 125.ayette: “Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütlerle davet et ve (mücadelenin) en güzeli ile mücadele et” emri verilerek “davetçinin bilgili, öğütlerinin de güzel olması, mücadelenin (tartışmanın) da en güzel sözlerle yapılması” ilkesi ortaya konulmuştur.

126. Ayette ise muakabe (cezanın karşılığını verme) de adil davranma ilkesi getirilmiş ve böylece haddin tecavüz edilmesi önlenmek istenmiştir. 127.ayette ise “sabır ilkesi  bir kere daha tekrar edilmiştir.

İşte mukabeleler okunan cüzde geçen tüm öğretileri tutulması ve anlatılan olaylardan ibret alınması ve ortaya çıkan tüm ilkelere bağlı kalınması için yapılmalıdır. Aksi halde adet kabilinden yapılan mukabeleden bir sevap kazanılamaz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamdi Güner - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Parantez Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Parantez hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Parantez editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Parantez değil haberi geçen ajanstır.